Dişeti Sağlığı ve Gingivitis

December17

Ağız sağlığımız da, sadece dişlerimizin çürüksüz ve sağlıklı olması yeterli olmaz, dişlerimizi çevreleyen dişeti dokumuzun da sağlıklı olması gerekir. Sağlıklı bir dişeti dokusu açık pembe renk ile kendini belli eder. Sağlıksız dişeti dokusu ise dişetlerinde ödem ve kılcal damarların genişlemesinden dolayı şişlik ve kırmızı renk ile kendini belli eder. İlerlemiş olduğu safhaya göre çeşitli isimler almakla birlikte, genel adı gingivitisdir.
Dişetlerimizin de sağlığı, genel sağlığımızda olduğu gibi bir çok etkene bağlıdır. Ve birkaç etkenin bir araya gelerek oluşturduğu kombinasyonla dişeti hastalığı ortaya çıkar. Birinci etken; her zaman olduğu gibi bakterilerdir. Ve çürük oluşturan bakteriler ile dişeti sağlığımızı bozan bakteriler farklıdır. Yani hiç çürüğü olmayan bir ağızda dişeti hastalığı olabilir. Bu bakterilerin hastalık yapıcı gücü de önemlidir ve kişiden kişiye değişebilen bir hastalık riski oluşturur. İkinci etken, dişlerin fiziksel şekillerinin gıda birikintisine, dolayısıyla bakteri plağı birikimine müsait olmasıdır. Üçüncü etken, dişlerin dizilimi nedeniyle gıda ve bakteri plağı birikimine müsait ortam oluşturmasıdır. Bu durum dişlerin sıkışık bir düzende olmasından kaynaklanabildiği gibi, diş kayıpları nedeniyle dişlerde oluşan devrilmelerden de kaynaklanabilir. Dördüncü etken, beslenme şekli ve beslenmede tercih edilen gıdaların içerdiği lif oranıdır. Yediğimiz yiyeceklerin lif oranı ne kadar yüksekse, dişlerin ve dişeti üzerinde birikimi o kadar az olacağı gibi, hatta biz onu öğütürken dişlerimizin temizlenmesine dahi yardımcı olur.
Bu durumda, dişlerimiz gıda birikimine müsaitse, ağzımızda bakterinin olmaması zaten mümkün değil, her zaman normal flora içerisinde dahi bu bakteriler bulunmaktadır, lifli gıdalar yerine dişlere yapışan gıdaları tercih ediyorsak ve bir de dişlerimizin mekanik temizliğini ihmal ediyorsak dişeti sağlığımızın iyi olması mümkün değildir. Mutlaka şiş, kırmızı, kanamalı ve maalesef kendimizden ziyade çevremizi rahatsız eden bir ağız kokusuna sahibiz demektir.
İlk yazımdaki, güzel bir gülüşe sahip olmanın yolu sağlıklı beyaz dişlere sahip olmanın yanında, sağlıklı bir pembe estetiğe de sahip olmaktan geçer. Bunu korumanın birinci şartı çok iyi bir ağız diş temizliği yapmaktır. Çok iyi sağlanmış bir ağız diş temizliği ile yukarıda saydığım dört etken bir arada dahi olsa dişeti hastalığının oluşmasını önleyebiliriz.
Bazılarımız doğuştan çok iyi bir diş yapısı, formasyonu ve dizilimine sahip olarak, düzgün bir beslenme alışkanlığına sahipse, belki ağız diş temizliğine çok önem vermiyor gibi görünse de çok uzun yıllar hatta belki de ömür boyu pek fazla kayıp vermeden kendi dişleriyle yaşamını sürdürebilir. Ama malesef ki zaman zaman şehir efsanesi gibi duyduğumuz bu şanşlı kişilerin sayısı çok ama çok azdır.
Bu yüzden, günde iki kez fındık büyüklünde uygun bir diş macunu ve diş fırçasıyla, gece yatarken ve sabah dişetlerimizden başlayarak süpürme hareketi şeklinde dişlerimizin tüm yüzeylerini temizlemeli, dilimizi de arkadan öne doğru fırçalayarak, ağzımızdaki gıda artıklarından ve dolayısıyla oluşmuş ve oluşabilecek bakteri plağından kurtulmuş oluruz. Günde bir kez dişipi kullanımı ile dişlerimizin ara yüzeylerini korumuş oluruz. Bunun yanında koruyucu gargaralardan da faydalanabiliriz. Piyasada satılan ağız duş suları günde bir kez veya iki günde bir kez, dişler fırçalandıktan sonra kullanılabilir. Ancak iyi bir ağız diş temizliğine rağmen ağız diş sağlığını koruyamayan hastalarımız için önerdiğimiz antiseptik içeren gargaralar vardır. Bunların kullanımı hastanın yaşına ve hastalığının durumuna göre değiştiği için hekime danışmadan kullanılmamalıdır.
Sağlıklı, güzel gülüşlü günler dileğimle…

posted under Genel

Email will not be published

Website example

Your Comment: