Bir Honda Güvenli Sürüş 2 Eğitimi

November27

İnsanın hobisinden çok büyük değerler kazanabildiğini biliyordum ama keyfi için yaptığı bir işten para veya hediye alabileceğini hiç düşünmemiştim. Ta ki iki yıl önce okçuluk yarışmasında takım olarak derece yapınca harcırah adı altında para alana kadar ve geçtiğimiz Haziran ayında Motoron Dergisinden, Honda Eğitim Merkezinden iki günlük sürüş eğitimi hediyesi alana dek. Herkesin başına gelmesini dileyeceğim inanılmaz bir keyif ve mutluluk.
Dergide Haziran ayının eğitim talihlisi olarak adımı görünce, asistanım Zeynep ve ben çocuklar gibi çılgınca sevindik. Ve merakla eğitim gününün haberini beklemeye başladık.
Doğrusu belki çok vaktim yoktu ama, yine de ne zaman haber verecekler diye sabırsızlıkla bekliyordum.
Bu arada, alışım şehir efsanesine dönen istediğim BMW f 650 motorumu almıştım. Birkaç özel ders de almıştım ama henüz trafiğe çıkmamıştım. Bana göre başlangıç olarak büyük bir motor aldığım için kendimi hazır hissetmiyordum. Zaten acelem de yoktu, benim için önemli olan zor bir iş olan motor sürücüsü olmayı iyi derecede başarabilmek ve eğitimlerinde verilen bilgileri gerçek yaşama uyarlayabilmekti.
Ve bir gün nihayet Didem Hanımdan beklediğim mail geldi. Hemen Honda Türkiye A. Ş. den Sn. Eyüp TÜRMEN ile iletişime geçerek, 26-27 Ağustos tarihindeki eğitime kaydımı yaptırdım. Şimdi geriye sadece gün saymak kalmıştı.
İnsanın kendisi sayarken çok uzun sürdüğünü zannettiği günler çarçabuk geçti. 26 Ağustos sabahı, Honda’nın kendi web sayfasından okuduğum üzere yorgun olmamalıyım, iyi uyumalıyım telkinlerine rağmen heyecandan çok da iyi uyuyamamış olarak, ayağımda çizmelerim, elimde montum ve kaskım saat 7.15 te Taksim A.K.M. nin önünde Honda servis aracını bekliyor buldum kendimi. Etrafımda bekleyen diğer insanları seyrederken ön camında HONDA tabelası olan minibüs geldi, beklediğimiz diğer arkadaşlar da aracımızda yerini alınca 7:30 da hareket edip, Bostancı’ dan binecek arkadaşları alarak, Gebze’de Honda A.Ş. ye ulaştık.
Eğitim alanına geldiğimizde, Honda CBF 150 ler sıraya dizilmiş, kendilerini kullanacak öğrencilerini bekliyorlardı. Bizleri eğitimcilerimiz Tayfun GÜLHAN ve Aydın KORKMAZ karşıladı. Sabah erken yola çıktığımız için kahvaltı edememiş olduğumuz düşünülmüş ve Güllüoğlu’ndan sandviçler hazırlanmıştı. Eğitimin başından sonuna Honda A.Ş.nin misafirperverliği birinci sınıftı. İkramlar elinize verilmiyordu ama canınız ne istiyorsa sadece elinizi uzatıp alabileceğiniz bir mesafedeydi ve tabiki atık nizamnamesine göre çöplerinizi ayrıştırarak atmanız şartıyla. Aynı hassasiyet yemek tepsilerimizi verirken de gösteriliyordu. Artan yemeklerin her çeşidi için ayrı bir atık yeri hazırlanmıştı ve ayrıştırarak buraya boşaltmanız gerekiyordu. Eğer bizler de bu sistemi günlük yaşantımıza yerleştirebilmiş olsak, ne kadar çok gereksiz israfın ve çöp yığınlarının önüne geçebileceğimizi düşündüm. Çünkü yediklerinizden artanı kendiniz gözünüzle görerek attığınızda bir sonraki sefer yiyebileceğinizden fazlasını almayı bilinciniz reddediyor.
Eğitim için çeşitli yaş ve meslek gruplarından yaklaşık on beş kişi toplanmıştık. Çanakkale Biga’dan gelen Özlem ve ben sadece iki bayandık. Çay, kahve, sandviç ve tanışma faslından sonra teorik bilgi için eğitim salonuna geçtik. Daha önce hiç eğitim almamış bir öğrencinin zihin açlığıyla Tayfun beyi dinledim. Yaşanan her an ünik ve kendine özeldir. Dinlediğimiz şeyler aynı da olsa farklı konuşmacının yapacağı farklı bir mimikle veya kendimizin algılama kapasitesinde oluşmuş olan bir değişiklikle ve aslında aynı metni aynı kişiden bile dinlesek, her eğitim sonunda aklımızda yeni ve farklı şeyler kalır. Çünkü öğrenci, eğitimcinin anlattıklarıyla değil, kendi hazır olduğu bilgiye alabilecekleriyle sınırlıdır. Bu yüzden Tayfun beyi dinlerken hafızamı tamamen boşaltmış, adeta motosikletlerle ilgili ilk kez bilgi alıyormuş gibi dinlemiştim.
Tabii bütün bunlar benim heyecanımı bastırmaya yine de yetmeyecek, motorun üzerinde yerimi aldığımda dizlerimin titremesine engel olamayacaktı.
Teorik bilginin ardından, motor üzerinde yapacağımız kontrolleri ve motorun devrilmesi durumunda nasıl kaldıracağımızı ( eğer etrafta birileri varsa hiç sıkılmadan mutlaka yardım istememizin en mantıklı iş olduğunu), orta sehpa üzerine kaldırmayı ve indirmeyi öğrendikten sonra, eğitim boyunca kullanacağımız motorlarımızın başına geçtik. Isınma turlarından sonra, slalomlara başladık. Ve giderek daha zorlaşan parkurlarda çalışmalara devam ettik. Tam yorulmuştuk ki, öğle yemeği vakti geldi.
Yemekte de yukarıda anlattığım misafirperverlik ve atık nizamnamesi geçerliydi. İki bayan arkadaş tabaklarımızdaki yemekleri bitiremeden atmak zorunda kalınca, ertesi gün emekli sat komandosu eğitim arkadaşımız Önder’le aynı masada oturmaya karar verdik. Sanki lise ve üniversite yıllarımıza geri dönmüş, arkadaşlarımızla yemeklerimizi paylaşıyorduk. Belki de bu sayede bütün eğitim boyunca kendimi okulda, hatta arkadaşlarımla bir parça haylazlık yapıyormuşum gibi hissettim. Doğrusu bu ya, şimdi yazarken bile keşke yarın yine orada olsam diyorum.
Yemekten sonra eğitimcilerimizin adeta motosiklet balosu zerafetiyle didonlardan bizim için yeni parkurlar hazırlamalarını seyrettik. Aramızda “ tüh, bu kadar uğraşıyorlar, biz şimdi beş dakikada hepsini dağıtacağız” diye kıkırdaşıyorduk.
Slalom çalışmaları, dönüşler, düz çizgi, yavaş sürüş, rampada kalkış, istenen yerde durma, ani fren çalışmaları derken zaman nasıl geçiyor anlamıyorduk. Aralarda hepimiz içeceklerin başına koşuyorduk. Ve telefonlarımıza. Bu arada kızımı da Gelibolu’ya Okçuluk Şampiyonası’na göndermiştim, yol boyunca arayıp duruyordu, “anne ne zaman geleceksin” serzenişiyle. Bir de mesaj vardı, hastam Gökhan doktorunun motor eğitiminde olduğunu öğrenmiş, neredeyse yalvarıyordu;
”Sibel abla gözünü seveyim, dişim çok kötü akşam geleyim.”
Doğru ya ben bir dişhekimiydim, Hipokrat Yemini de etmiştim, geri mesaj;
“Eh ne yapalım, akşam sekizde gel bari bakalım.”
Keyifli bir yorgunlukla, arkadaşlarımızla şakalaşarak servisle kimimiz evine, kimimiz başka yere, ben ise muayenehaneme doğru yola koyulmuştum. Ama hepimiz sabah görüşmek üzere sözleşmiştik.
Ertesi sabah herkes neşeyle eğitim alanında yerini almıştı. Yine çalışmalar, öğle yemeği, aralar derken, gün bitmiş ve motorları yerlerine bırakmamız istenmişti. Ben eğitim bitmiş ve kendimi eğitimde hiç beğenmemişken, CBF 600 ve CBF 1000 lerle deneme sürüşü yapacağımız söylendi. Tabi ki benim gibi mükemmeliyetçi biri bunu hemen reddetti, yeterince iyi değilken ne diye büyük motor deneyecektim, üstelikte benim büyük bir motorum vardı. Fakat bahanelerim geçer kabul görmedi ve hemen hazırlanmam istendi, mutlaka deneyecektim.
Bilmiyorum ki, keşke denemeseydim mi acaba demiyorum diyemem. Motorlar büyüdükçe kalitesinin ve dengesinin arttığını biliyordum ve kullanımının daha kolaylaştığını da, daha önceki eğitimlerde kullandığım motorlardan farkına varmıştım. Ancak CBF 1000 in selesinin yüksekliğinin bu kadar boyuma uyacağını, debriyaj ve ön frenin bu kadar elime oturacağını, vites ve fren pedalının bu kadar ayağıma göre olacağını hiç tahmin etmemiştim. Tek uymayan acemiliğim nedeniyle motorunun gücüydü. Ve tabiki hareket edince kendimi hiç beğenmediğim eğitimde ne kadar çok beceri ve güven kazandığımı gördüm.
Böylece iki günlük eğitimi keyif ve neşeyle bitirdik. Gerçekten kendimi üniversite yıllarımdaymış gibi hissettim. Arkadaşlarımızla Güvenli Sürüş 3 ü birlikte almaya karar verdik ama ben Güvenli Sürüş 2 i bir kez daha almak istiyorum.
Honda A.Ş. e, bize çok emeği geçen eğitimcilerimize, devirdiğimiz didonları bisikletiyle dolaşarak düzelten genç arkadaşa ve siz Motoron ailesine çok çok teşekkür ederim.

posted under Genel
One Comment to

“Bir Honda Güvenli Sürüş 2 Eğitimi”

  1. On July 18th, 2011 at 13:12 Ensar Says:

    yazınız için teşekkür ederim sibel hanım, çok aydınlatıcı bir yazı olmuş.

Email will not be published

Website example

Your Comment: