Motosiklet sürücüsü olmak ve kendi yaşamının sürücüsü olmak

March11

Merhaba sevgi’li Motoron ailesi
bir süredir derginizi keyifle takip ediyorum. Zaman zaman aktardığınız
bilgiler bana aşırı teknik gelse de yılmayıp okudukça anlamaya da
başladım. Ben bir dişhekimiyim, ama düşlerine inanan bir dişhekimi.
Yaşım da Cahit Sıtkı Tarancı’nın Otuzbeş Yaş şiirinin yaş limitini
sekiz yıl aşmış durumda. Hız tutkunu değilim, maceradan anladığım ise
daha ziyade dişhekimliğinde zorlu cerrahi işlemler ve laminalar.
Tutkuya gelince ben aslında yaşam ve eğitim tutkunuyum diyebilirim.
Henüz sürücü değilim, ama tek beygir gücüyle, ormanlık arazide,
yaratılmışların en güzel ve en asillerinden bir iradeyle uyum içinde,
rüzgarı yüzünde hissetmenin ne demek olduğunu iyi bilirim. Bir de
okçulukla lisanslı sporcu olarak ilgileniyorum. Biniciliğin ve
okçuluğun felsefesinin kendi yaşamımızın sürücüsü olmamızla yakından
ilgili olduğunu düşünüyorum ve eğitimlerini çok ciddiye alıyorum.
Motor sürücüsü olmayla ilgilenme nedenimi anlatmaya çalışacağım,
umarım başarılı olurum.
A2 sınıf ehliyeti almaya beş ay önce Ayçal Çeyrek isimli eğitimci
arkadaşımdan ders alarak ve sınavı başarıyla geçerek hak kazandım. Ama
hala sürücü değilim ve henüz motorum da yok. Çünkü önce yapabilip
yapamayacağımı bilmem, sonra nasıl bir motosiklet istediğime ve
kullanabileceğime karar vermem gerekiyordu. Geçen hafta fuarda
eğitimci Sn. Rahmi Barutçu’yu dinleme şansım oldu. Ve düşündüklerimde
ne kadar haklı olduğumu gördüm. İyi bir motosiklet sürücüsünün kendi
yaşamının da sürücüsü olacağını düşünüyorum.
Güvenli motor sürüş tekniklerini öğrenirken, bu tekniklerin yaşamda da
ne kadar geçerli ve önemli olduklarını fark ediyorsunuz. Yaşamınızı,
motorunu tanımayan, gücünü bilmeyen, çok dar bir çerçeveden yalnızca
bir adım önünü gören sürücüler gibi kontrolsüz, dikkatsiz ve pervasız
yaşadığınızı fark ediyorsunuz.
Motosiklet, her an yaşamımızın tehlikeye girebilebileceği, hatta
tehlikede olduğu bir araç.Peki yaşam gerçekte çok mu güvenli ki? Her
sabah yataktan kalkıp kalkamayacağımız bile belli değilken, gün içinde
başımıza neler gelebileceğini biliyor muyuz ki?
Motosiklet kullanmak, trafiği, çevreyi, havayı, görüş alanımızdaki
olmuş ve olabilecek hareketleri iyi algılamamız ve anlamamızı
gerektirdiği için farkındalığımızı an be an arttırır.
Ne kadar farkında isek, yaşamdaki rastgeleliği şüpheli olan olayları o
kadar fark edip, gerektiğinde önlemimizi alabiliriz..Ve bir o kadar da
kendi yaşamımıza sahip oluruz, sürücüsü oluruz.
Motosiklet kullanmak, ruh, zihin ve beden üçlemesinin çok iyi
koordinasyonunu gerektirir. Bunun yaşamımıza olan katkılarını
anlatması oldukça yer tutar, belki daha sonra onları da yazarım.
Motosiklet kullanmak, bedensel, ruhsal ve zihinsel becerilerimizi
arttırır. Beceri deyince, Sn. Ahmet İnam der ki; Mutsuzluk beceriksiz
ruhların işidir. Bunca toplumsal mutsuzluğun içinde, akıntıya karşı
yüzen somon balıkları gibi mutlu olmaya çalışırken, biraz fazladan
beceri kazanmak oldukça iyi bir şey bana göre.Aslında bu konuda da bir
yazı düşünebilirim daha sonra.
Özgür, bağımsız ve mutlu toplumlar, özgür, bağımsız ve mutlu bireylerden oluşur.
Özgür ve bağımsız ve mutlu olabilmek için ise kendi yaşamımızın
sürücüsü olmamız gerekir.
Haydi gençlerimiz ve hep genç kalanlarımız, motosiklet kullanabilen
veya henüz kullanamayan hepimiz, henüz bir eğitim almamışsak
eğitimlere, alanlarımız da devamına gidelim. Önce iyi bir motor
sürücüsü, sonra da kendi yaşamımızın sürücüsü olalım…
Sevgimle…
Sibel ÖZAVCI

posted under Genel
One Comment to

“Motosiklet sürücüsü olmak ve kendi yaşamının sürücüsü olmak”

  1. On July 21st, 2010 at 18:06 mehmet öztürk Says:

    siteniz inceledim, çok etkilendim.

    sevgi ile

Email will not be published

Website example

Your Comment: